Cinsel uyarıcı hapların zararları nelerdir ?

Emre

New member
[HEADING=1]Cinsel Uyarıcı Hapların Zararları: Bir Hapla Başlayan, Kendini Tanımakla Devam Eden Hikâye[/HEADING]
1. BÖLÜM: BİR FORUMDA BAŞLAYAN HİKÂYE – “BENİM BAŞIMA GELMEZ” DEMEYİN

Arkadaşlar, bugün burada çoğu kişinin konuşmaya çekindiği, bazılarının şakaya vurduğu, bazılarınınsa sessizce araştırdığı bir konuyu hikâye üzerinden ele almak istiyorum: Cinsel uyarıcı hapların zararları. Çünkü bazen insanın hayatındaki en önemli dersler, büyük olaylarla değil, küçük bir kararla başlıyor. Hele konu cinsellik olunca insanın korkuları, beklentileri ve başkalarına kendini kanıtlama isteği birbirine karışabiliyor.

Hikâyemizin kahramanı Murat, otuz sekiz yaşında, işinde başarılı, ailesine bağlı ve sorunları çözmeyi seven bir adamdı. Bir problem çıktığında önce nedenini araştırır, sonra seçenekleri sıralar, ardından bir plan yapardı. İş hayatında bu yöntem onu birçok kez kurtarmıştı. Ancak özel hayatında yaşadığı bir sorun karşısında aynı yaklaşım beklediği sonucu vermedi.

Son birkaç aydır Murat, cinsel ilişki sırasında eskisi kadar rahat olmadığını fark ediyordu. Bazen istediği sertliği sağlayamıyor, bazen de başarısız olma endişesi nedeniyle daha ilişki başlamadan geriliyordu. İlk başlarda yorgunluğa bağladı. Sonra iş stresini suçladı. Ardından internette araştırma yapmaya başladı.

Karşısına birbirinden iddialı reklamlar çıktı: Daha güçlü performans, daha uzun süre, daha fazla özgüven… Üstelik bazı ürünler, sanki hiçbir sağlık riski taşımayan sıradan vitaminlermiş gibi tanıtılıyordu.

Murat kendi kendine, “Bir hap alırım, mesele çözülür,” diye düşündü.

Sizce de tanıdık bir düşünce değil mi? Bir sorunu hemen ortadan kaldırmak isteriz. Fakat özellikle sağlık söz konusu olduğunda, hızlı çözüm gibi görünen şey bazen asıl sorunu anlamamızı geciktirebilir.

2. BÖLÜM: REKLAMLARIN ARKASINDAKİ GERÇEK – HER HAP AYNI DEĞİLDİR

Murat'ın eşi Elif, bir akşam onun telefon ekranında cinsel performans ürünleriyle ilgili bir sayfa gördü. Elif insanlarla iletişim kurmayı seven, karşısındakini dikkatle dinleyen biriydi. Ancak onu yalnızca duygularıyla hareket eden biri olarak düşünmek yanlış olurdu. Elif de işinde planlama yapan, riskleri değerlendiren ve kararlarını araştırmaya dayandıran bir insandı.

“Bunları kullanmayı mı düşünüyorsun?” diye sordu.

Murat önce konuyu geçiştirdi. Ardından birkaç haftadır yaşadığı kaygıyı anlattı. Elif onu yargılamadı. “Bir şeyleri çözmek istemeni anlıyorum,” dedi. “Ama ne kullandığını, nasıl etki ettiğini ve sana zarar verip vermeyeceğini bilmeden karar vermeni istemiyorum.”

İşte tam burada önemli bir ayrım ortaya çıkıyor: Halk arasında cinsel uyarıcı haplar diye anılan ürünlerin hepsi aynı değildir.

Bir grupta, ereksiyon sorunu yaşayan erkeklerde penise giden kan akışını desteklemek amacıyla kullanılan sildenafil ve tadalafil gibi reçeteli ilaçlar bulunur. Bunlar cinsel isteği kendiliğinden başlatan veya her koşulda ereksiyon sağlayan mucize ürünler değildir. Genellikle cinsel uyarılma olduğunda etkilerini gösterirler.

Diğer tarafta ise içeriği belirsiz, internetten veya güvenilir olmayan satıcılardan temin edilen ürünler vardır. Bunlar bitkisel, doğal ya da tamamen zararsız olarak tanıtılabilir. Ancak bir ürünün üzerinde “doğal” yazması, güvenli olduğunu kanıtlamaz. Bazı ürünlerde etikette belirtilmeyen ilaç etken maddeleri bulunabilir.

Murat'ın araştırması ilerledikçe bir başka gerçeği de öğrendi: Cinsel performans ürünleriyle ilgili reklamlar çoğu zaman insanların yalnızca bedensel beklentilerine değil, yetersiz kalma korkularına da sesleniyordu.

Geçmişte cinsel işlev sorunları çoğu toplumda fısıltıyla konuşulmuş, erkeklik ve güç kavramlarıyla ilişkilendirilmişti. Günümüzde tedavi seçenekleri artmış olsa da “Her zaman hazır olmalıyım” düşüncesi hâlâ birçok erkeğin üzerinde baskı oluşturabiliyor.

Peki, bir ürün gerçekten işe yarayabilirken neden risk taşıyabilir? Çünkü yararlı olabilecek bir ilacın bile doğru kişide, doğru dozda ve uygun sağlık değerlendirmesiyle kullanılması gerekir.

3. BÖLÜM: VÜCUDUN VERDİĞİ SİNYALLER – ZARARLAR NE ZAMAN BAŞLAR?

Murat bir süre sonra aile hekiminden randevu almaya karar verdi. Doktora gitmek başta ona gereksiz bir adım gibi görünmüştü. Fakat araştırdıkça ereksiyon sorununun yalnızca cinsel yaşamla ilgili olmayabileceğini anladı.

Doktor, öncelikle sorunun ne zamandır devam ettiğini, kullandığı ilaçları, stres düzeyini ve genel sağlık durumunu değerlendirdi. Gerektiğinde tansiyon, kan şekeri, kolesterol ve hormonal durum gibi konuların incelenebileceğini açıkladı. Çünkü ereksiyon sorunları bazen diyabet, damar hastalıkları, yüksek tansiyon, hormonal bozukluklar, uyku sorunları veya psikolojik stresle ilişkili olabilir.

Ardından cinsel işlev bozukluğunda kullanılan ilaçların olası yan etkilerinden söz etti.

Baş ağrısı ve baş dönmesi: Sildenafil ve tadalafil gibi ilaçlar bazı kişilerde baş ağrısı, yüzde kızarma, baş dönmesi ve burun tıkanıklığı yapabilir. Damarların genişlemesiyle ilişkili bu etkiler hafif seyredebilse de özellikle baş dönmesi, kişinin günlük yaşamını ve güvenliğini etkileyebilir.

Sindirim sistemi sorunları: Hazımsızlık ve mide rahatsızlığı görülebilir. Bazı ilaçlarda bulantı da ortaya çıkabilir. Tadalafil kullanan kişilerde sırt ve kas ağrıları da görülebilir.

Tansiyon düşmesi: Bu ilaçlar kan damarları üzerindeki etkileri nedeniyle tansiyonu düşürebilir. Özellikle bazı tansiyon ilaçlarıyla birlikte kullanıldıklarında daha dikkatli değerlendirme gerekir.

Görme ve işitmeyle ilgili belirtiler: Nadiren görme değişiklikleri ortaya çıkabilir. Ani görme veya işitme kaybı ise acil tıbbi değerlendirme gerektirir.

Uzun süren ereksiyon: Dört saatten uzun süren ereksiyon, ağrı olmasa bile acil bir durumdur. Tedavinin gecikmesi kalıcı doku hasarına yol açabilir.

Doktor, önemli bir noktayı özellikle vurguladı: Bu ilaçlar herkes için uygun değildir ve yan etki riski kişinin sağlık durumuna, kullandığı diğer ilaçlara ve alınan ürüne göre değişebilir.

Murat'ın aklında kalan en önemli cümle şuydu: “Bir ilacın başkasında işe yaraması, sizin için güvenli olduğu anlamına gelmez.”

Bu cümle, yalnızca cinsel sağlık için değil, ilaç kullanımının tamamı için geçerliydi.

Sizce de çevremizde sıkça duyduğumuz “Ben kullandım, hiçbir şey olmadı” sözü, sağlık konusunda karar vermek için yeterli bir dayanak değil mi?

4. BÖLÜM: EN TEHLİKELİ KOMBİNASYON – BAZI İLAÇLAR BİRLİKTE KULLANILMAZ

Doktorun Murat'a anlattığı en ciddi risklerden biri, cinsel işlev bozukluğunda kullanılan bazı ilaçların nitrat içeren ilaçlarla birlikte alınmasıydı.

Sildenafil ve tadalafil gibi ilaçlar, nitrogliserin gibi nitratlarla birlikte kullanıldığında kan basıncında tehlikeli ölçüde düşüşe neden olabilir. Bu durum bayılmaya, organlara giden kan akımının bozulmasına ve yaşamı tehdit eden sonuçlara yol açabilir.

Nitratlar, özellikle bazı kalp hastalıklarının tedavisinde kullanılır. Bu nedenle kalp hastalığı olan veya göğüs ağrısı nedeniyle ilaç kullanan kişilerin cinsel performans ürünü kullanmadan önce mutlaka sağlık uzmanına danışması gerekir.

Riociguat adlı ilaçla birlikte kullanım da ciddi tansiyon düşmesi riski nedeniyle uygun değildir. Bazı prostat ve tansiyon ilaçlarıyla birlikte kullanımda da dikkatli değerlendirme ve gerektiğinde doz ayarlaması gerekebilir.

Bir başka önemli nokta, kalp ve damar sağlığıdır. Cinsel aktivitenin kendisi de fiziksel efor gerektirir. Kontrol altında olmayan kalp hastalığı veya başka ciddi sağlık sorunları bulunan kişilerde cinsel aktivitenin ve tedavinin güvenliği ayrıca değerlendirilmelidir.

Doktor ayrıca Murat'ı, internette satılan ve içeriği bilinmeyen ürünlere karşı uyardı. Bu ürünlerde gizli ilaç etken maddeleri bulunabilir. Ürünün miktarı, saflığı ve diğer maddelerle etkileşimi belirsiz olduğunda riskleri önceden hesaplamak çok daha zorlaşır.

Murat ilk kez konuyu yalnızca “Hangi ürün daha güçlü?” sorusuyla değerlendiremeyeceğini anladı. Doğru soru, “Benim sorunumun nedeni ne ve hangi yaklaşım benim için güvenli?” olmalıydı.

Bu, stratejik düşünmenin başka bir biçimiydi: Önce riski tanımak, sonra seçenekleri karşılaştırmak ve en sonunda karar vermek.
 
Üst