Disiplinin tanımı nedir ?

Simge

New member
Disiplinin Tanımı Nedir? Erkeklerin ve Kadınların Bakış Açıları Üzerinden Karşılaştırmalı Bir Analiz Disiplin denildiğinde aklıma ilk olarak bir insanın kendisine verdiği sözleri tutması, zorlandığı zamanlarda bile hedeflerinden vazgeçmemesi ve hayatını belirli bir düzen içerisinde sürdürebilmesi geliyor. Ancak konuya biraz daha yakından baktığımızda disiplinin yalnızca erken kalkmak, düzenli çalışmak veya kurallara uymak olmadığını görüyoruz. Bazen bir alışkanlığı değiştirmek, bazen duygusal bir tepkiyi kontrol etmek, bazen de başkalarının beklentilerine rağmen kendi sınırlarını korumak disiplin gerektiriyor. Peki, disiplin tam olarak nedir ve insanlar bu kavramı neden farklı şekillerde yorumlar? Özellikle erkeklerin ve kadınların disipline yaklaşımını karşılaştırırken ilginç bir tartışma ortaya çıkıyor. Bazı yaklaşımlar erkeklerin ölçülebilir sonuçlara, kadınların ise duygulara ve toplumsal ilişkilere daha fazla önem verdiğini öne sürüyor. Fakat bu ayrımı değişmez bir gerçek olarak kabul etmek ne bilimsel açıdan ne de günlük yaşam deneyimleri bakımından doğru olur. Bireyin yetiştiği aile, aldığı eğitim, ekonomik koşulları, mesleği, kişiliği ve üstlendiği sorumluluklar, disiplin anlayışını cinsiyetinden bağımsız olarak önemli ölçüde şekillendirebilir. Bu yazıda disiplinin anlamını, bilimsel araştırmaların ortaya koyduğu bulguları ve farklı yaşam deneyimlerini karşılaştırarak ele alacağız. Asıl sorumuz şu: Disiplin, insanın kendisini kontrol etme becerisi midir, yoksa içinde yaşadığı topluma karşı sorumluluklarını yerine getirme biçimi midir? 1. Disiplinin Tanımı ve Temel Özellikleri Disiplin, genel anlamıyla kişinin belirlediği hedeflere ulaşmak, sorumluluklarını yerine getirmek ve davranışlarını belirli ilkeler doğrultusunda düzenlemek için gösterdiği süreklilik olarak tanımlanabilir. Bu tanım hem bireysel yaşamı hem de toplumsal ilişkileri kapsar. Bir öğrencinin her gün ders çalışması, bir sporcunun antrenman programına bağlı kalması, bir çalışanın görevlerini zamanında tamamlaması ve bir ebeveynin çocuğuna tutarlı sınırlar koyması disiplinin farklı örnekleridir. Ancak disiplin ile itaat arasında önemli bir fark vardır. İtaat, kişinin bir otoritenin talimatlarına uymasını ifade edebilir. Disiplin ise kişinin kendi amaçlarını anlayarak davranışlarını bilinçli biçimde düzenlemesini de içerir. Bu nedenle sürekli başkasının denetimine ihtiyaç duyan bir insanın kurallara uyması, mutlaka güçlü bir öz disipline sahip olduğu anlamına gelmez. Örneğin, yalnızca yöneticisi kontrol ettiği için çalışan bir kişi görevlerini yerine getirebilir. Başka bir çalışan ise kimse onu izlemese bile işini zamanında tamamlar; çünkü sorumluluklarını benimsemiştir. İkinci örnekte öz disiplin daha belirgindir. Disiplini üç temel boyutta değerlendirebiliriz: - Öz disiplin: Kişinin kendi davranışlarını, alışkanlıklarını ve dürtülerini düzenleyebilmesi. - Dış disiplin: Aile, okul, iş yeri veya toplum tarafından belirlenen kurallara uyulması. - Sosyal disiplin: Başkalarının haklarını, ortak yaşamın gereklerini ve karşılıklı sorumlulukları gözeterek hareket edilmesi. Bu üç boyut birbirini tamamlayabilir; ancak her zaman aynı yönde ilerlemez. Örneğin, iş yerinde verimliliği artırmak için uygulanan katı bir kural, çalışanın ailesine ayırdığı zamanı azaltıyorsa bir alandaki disiplin başka bir alanda sorun yaratabilir. Bu yüzden disiplinin başarısını yalnızca kurallara uyulmasıyla değil, ortaya çıkan sonuçların niteliğiyle de değerlendirmek gerekir. 2. Erkeklerin Disiplin Anlayışı: Ölçülebilir Hedefler ve Sonuçlar Erkeklerin disipline yaklaşımını ele alırken sık karşılaşılan yorumlardan biri, hedef belirleme, performans ölçme, rekabet ve sonuç odaklılığın öne çıktığıdır. Bu yaklaşımın bazı erkeklerin deneyimleriyle örtüşmesi mümkündür. Ancak bütün erkeklerin aynı biçimde düşündüğünü söylemek doğru değildir. Örneğin, çocukluğundan itibaren başarı, ekonomik bağımsızlık ve güçlü görünme beklentileriyle yetiştirilen bir erkek, disiplini öncelikle başarıya ulaşmanın aracı olarak değerlendirebilir. Spor salonunda kaldırdığı ağırlıkları kaydetmek, aylık gelir hedefi belirlemek veya her gün belirli saatlerde çalışmak onun için disiplinin somut göstergeleri olabilir. Bu yaklaşımın önemli bir avantajı vardır: Ölçülebilir hedefler ilerlemeyi takip etmeyi kolaylaştırır. Bir kişi haftada dört gün spor yapmayı hedefliyorsa, programına ne ölçüde uyduğunu kaydedebilir. Bir öğrenci günlük çalışma saatlerini ve sınav sonuçlarını karşılaştırarak yönteminin işe yarayıp yaramadığını değerlendirebilir. Bununla birlikte, ölçülebilir sonuçlara aşırı odaklanmak bazı sorunları da beraberinde getirebilir. Bir insan yalnızca gelirini, işteki başarısını veya fiziksel performansını dikkate alırsa dinlenme ihtiyacını, ruhsal durumunu ve yakın ilişkilerini ihmal edebilir. Böyle bir durumda disiplin, sürdürülebilir bir yaşam düzeni olmaktan çıkarak sürekli kendini kanıtlama baskısına dönüşebilir. Örneğin, iş hayatında başarılı olmak isteyen bir erkek her gün on iki saat çalışabilir. Kısa vadede daha fazla iş tamamlayabilir; ancak uzun vadede uykusuzluk, aile içi çatışmalar ve tükenmişlik yaşayabilir. Buradaki sorun disiplin eksikliği değil, disiplinin tek bir başarı ölçütüne bağlanmasıdır. Dolayısıyla sonuç odaklı disiplinin gerçekten etkili olabilmesi için hedeflerin gerçekçi, ölçümlerin anlamlı ve çalışma düzeninin sürdürülebilir olması gerekir. Başarı yalnızca ne kadar çok çalışıldığıyla değil, çalışmanın ne kadar verimli ve sağlıklı olduğu ile de ölçülmelidir. 3. Kadınların Disiplin Anlayışı: Duygular, İlişkiler ve Toplumsal Sorumluluklar Kadınların disiplin anlayışını tartışırken öne çıkan başka bir yaklaşım, duygusal ihtiyaçların, kişiler arası ilişkilerin ve toplumsal sorumlulukların hesaba katılmasıdır. Bu yaklaşım da bütün kadınlara atfedilebilecek sabit bir özellik değildir. Bununla birlikte, toplumsal rollerin insanların günlük sorumluluklarını nasıl şekillendirdiğini anlamak açısından önemlidir. Örneğin, aynı zamanda çalışan, çocuklarına bakım veren ve yaşlı bir yakınının ihtiyaçlarını karşılayan bir kadın için disiplin yalnızca kendi hedeflerine ulaşmak anlamına gelmeyebilir. Günlük programını aile üyelerinin ihtiyaçlarına göre düzenlemesi, iş ve ev yaşamı arasında denge kurması ve beklenmedik durumlarda planını yeniden oluşturması gerekebilir. Böyle bir durumda disiplinin başarısı, yalnızca tamamlanan görevlerin sayısıyla ölçülemez. Kişinin değişen koşullara uyum sağlayabilmesi, sorumluluklarını adil biçimde paylaşabilmesi ve kendi ihtiyaçlarını tamamen göz ardı etmemesi de önemlidir. Duyguların disiplinle ilişkisi de burada ortaya çıkar. Örneğin, tartışma sırasında öfkelenen bir kişinin hemen tepki vermek yerine sakinleşmeyi seçmesi, bir yakınını desteklerken kendi sınırlarını koruması veya başarısızlık yaşadığında kendisini değersiz hissetmeden yeniden denemesi önemli öz düzenleme becerileridir. Ancak duygusal ve ilişkisel yönleri öne çıkarmak, kadınların daha az analitik veya daha az hedef odaklı olduğu anlamına gelmez. Bir kadın araştırmacı, girişimci, sporcu ya da yönetici de disiplinini ayrıntılı ölçümler, performans göstergeleri ve uzun vadeli stratejiler üzerine kurabilir. Aynı şekilde bir erkek de aile ilişkilerini, duygusal ihtiyaçları ve toplumsal sorumlulukları disiplin anlayışının merkezine yerleştirebilir. Burada asıl mesele cinsiyetlerin doğuştan birbirinden farklı disiplin türlerine sahip olması değil, insanların hangi sorumlulukları üstlenmeye teşvik edildiği ve hangi davranışlar nedeniyle ödüllendirildiğidir. 4. Erkek ve Kadın Bakış Açılarını Karşılaştırmak: Bilim Ne Söylüyor? Erkeklerin daha objektif, kadınların ise daha duygusal olduğu yönündeki yaygın düşünceyi değerlendirirken kişisel gözlemlerle bilimsel bulguları birbirinden ayırmak gerekir. Bazı bireylerde bu eğilimler görülebilir; ancak bireysel farklılıkları görmezden gelerek bütün bir cinsiyeti aynı davranış kalıbıyla açıklamak yanıltıcıdır. Kişilik psikolojisinde önemli araştırma alanlarından biri olan Beş Faktör Kişilik Modeli, insan kişiliğini açıklamak için deneyime açıklık, sorumluluk, dışa dönüklük, uyumluluk ve duygusal dengesizlik gibi boyutları inceler. Bu model açısından disiplinle özellikle ilişkili özelliklerden biri sorumluluktur. Planlılık, düzenlilik, görev bilinci ve hedeflere bağlılık bu boyutla ilişkilidir. Kişilik araştırmaları, cinsiyetler arasında bazı ortalama farklılıklar bulunabilse de dağılımların önemli ölçüde örtüştüğünü göstermektedir. Başka bir ifadeyle, bir grupta belirli bir özelliğin ortalamasının daha yüksek olması, o gruptaki herkesin diğer gruptaki herkesten farklı olduğu anlamına gelmez. Bu ayrım günlük yaşam açısından önemlidir. Düzenli çalışan bir kadını yalnızca duygusal motivasyonla hareket ediyor diye değerlendirmek ne kadar yanlışsa, ailesine zaman ayıran bir erkeğin hedef odaklı olamayacağını düşünmek de o kadar yanlıştır. Disiplinin nesnel olarak değerlendirilmesi de ayrı bir konudur. Bir davranışın ölçülebilir olması, onun tek başına daha değerli olduğu anlamına gelmez. Bir çalışan için tamamlanan görev sayısı anlamlı bir ölçüt olabilir; ancak ekip içindeki iş birliği, hata oranı ve çalışan sağlığı da performans değerlendirmesine katılmalıdır. Benzer şekilde, bir ebeveynin disiplinini yalnızca çocukların günlük programına uyup uymaması üzerinden değerlendirmek, çocukların duygusal güvenliğini ve aile içindeki iletişimi göz ardı edebilir. Bu nedenle erkeklerin objektif, kadınların duygusal olduğu şeklindeki ikili sınıflandırma yerine, hangi koşullarda hangi disiplin stratejisinin işe yaradığını araştırmak daha açıklayıcıdır. 5. Toplumsal Roller Disiplin Anlayışını Nasıl Etkiliyor?
 
Üst