Emiri nehiy ne demek ?

Baris

New member
Dolayısıyla günlük Türkçeyle şöyle düşünebiliriz:

Emir = yapılması istenen şey.

Nehiy = yapılmaması istenen şey.

Fakat “emir” kelimesinin her geçtiği yerde otomatik olarak “kesinlikle yapılması zorunlu” sonucuna varmak da doğru değildir. Klasik dil ve usul çalışmalarında emir ifadelerinin bağlama göre farklı anlamlara gelebileceği uzun zamandır tartışılmıştır.

Bu yüzden bir metinde “emir” gördüğümüzde cümlenin tamamına, söyleyen kişiye, muhataba ve bağlama bakmak gerekir.

İşte eski metinleri okumanın en güzel taraflarından biri de budur.

Tek bir kelime sizi başka kelimelere götürür.

Sonra o kelimeler sizi dönemin hukukuna, toplumsal yapısına ve düşünce dünyasına götürür.

Bir Yasak Neden Konulur?

Hikâyemizde tekrar Yusuf ve Zeynep'e dönelim.

Bu kez önlerinde tek bir cümle var:

“Bunu yapma.”

Yusuf hemen soruyor:

“Neden?”

Zeynep ise başka bir soru soruyor:

“Kim için yapma?”

İki soru arasındaki fark küçük görünse de aslında çok büyük.

Çünkü herhangi bir yasağı anlamak için yalnızca yasaklanan davranışı değil, o davranışın toplumdaki etkisini de düşünmek gerekir.

İslâm hukuk düşüncesinde emir ve nehiy konusu bu nedenle yalnızca kelime düzeyinde ele alınmamıştır. Emir ve nehyin ne ifade ettiği, hangi sonuçları doğurduğu ve bir ifadenin hangi hükme işaret ettiği usul çalışmalarının önemli tartışma alanlarından olmuştur.

Kur'an'da da emir ve nehiy bildiren çok sayıda ifade bulunur. Örneğin Diyanet'in eğitim materyallerinde Nahl sûresinin 90. ayeti, adalet ve iyiliğin emredilmesi; çirkinlik, kötülük ve azgınlığın yasaklanması bağlamında açıklanmaktadır.

Burada dikkat çekici olan şey, toplum düzeninin yalnızca “şunu yap” cümlesiyle değil, “şundan uzak dur” anlayışıyla da şekillenmesidir.

Bu durum modern hayatta da değişmedi.

Trafik kurallarını düşünün.

“Kırmızı ışıkta geçme.”

Bir iş yerindeki güvenlik talimatını düşünün.

“Koruyucu ekipman olmadan makineyi çalıştırma.”

İnternetteki kişisel veri uyarılarını düşünün.

“Başkasının bilgilerini izinsiz paylaşma.”

Hepsi farklı alanlara ait olsa da aynı temel mantığa dayanır:

Bazı davranışların yapılması istenir, bazı davranışlardan ise kaçınılması istenir.

Tarihten Günümüze Değişen Şey ve Değişmeyen Şey

Eski bir kavramı bugün anlamaya çalışırken en büyük hata, onu yalnızca sözlük karşılığına indirgemektir.

“Emir = buyurma.”

“Nehiy = yasaklama.”

Bitti.

Oysa mesele bundan çok daha geniştir.

Toplumlar düzen kurmak için kurallar oluşturur. Bu kurallar bazen dinî, bazen hukuki, bazen ahlaki, bazen de geleneksel olabilir.

Osmanlı toplumunda da hukuk, din, örf ve idari düzenlemeler birbirinden tamamen kopuk alanlar olarak düşünülemezdi. Bu nedenle emir ve nehiy gibi kavramların yalnızca bireysel davranışları değil, daha geniş bir normatif düşünce dünyasını anlamada da önemi vardı.

Burada tarihsel bir ayrıntı özellikle dikkat çekici:

Bir kuralın varlığı ile insanların onu nasıl yorumladığı aynı şey değildir.

Bir metin bir şeyi emredebilir.

Fakat insanlar o emrin kapsamını, şartlarını ve uygulanma biçimini tartışabilir.

Bir şeyi yasaklayan ifade bulunabilir.

Fakat yasağın hangi durumda geçerli olduğu ayrıca incelenebilir.

Bu yüzden hukuk geleneğinin gelişmesinde yalnızca “ne emredildi?” sorusu değil, “bu ifade nasıl anlaşılmalı?” sorusu da önemlidir.

Yusuf'un Haritası, Zeynep'in Defteri

Hikâyenin sonunda Yusuf ile Zeynep'in önünde iki şey kalıyor.

Yusuf'un elinde mahalleyi gösteren bir harita var.

Zeynep'in elinde ise insanların söylediklerini not ettiği bir defter.

Yusuf haritada yolları işaretliyor:

“Şuradan geçiş sağlanabilir. Şu düzenleme uygulanabilir. Burada yeni bir çözüm bulunabilir.”

Zeynep defterine bakıyor:

“İnsanlar bu değişiklikten nasıl etkilenecek? Kim kendisini dışlanmış hissedecek? Kimin sesi duyulmadı?”

Bir süre birbirlerine bakıyorlar.

Sonra haritayı defterin yanına koyuyorlar.

Çünkü ikisi de tek başına yeterli değil.

Strateji olmadan iyi niyet bazen sonuçsuz kalabilir.

Empati olmadan strateji ise insanların gerçek hayatını gözden kaçırabilir.

Belki de eski bir kavramı bugünün dünyasında yeniden düşünmenin en güzel yolu budur.

Emir ve nehiy sadece “yap” ve “yapma” değildir.

Aynı zamanda insan davranışlarını düzenleme, sınır çizme, sorumluluk belirleme ve toplumsal düzen oluşturma biçimleridir.

Peki Bugün “Emir ve Nehiy” Deyince Ne Anlamalıyız?

Eğer bir yerde “emir ve nehiy” ifadesine rastlarsanız, bunu en temel haliyle şöyle okuyabilirsiniz:

Emir: Bir şeyin yapılmasını istemek.

Nehiy: Bir şeyin yapılmamasını istemek, yasaklamak veya ondan kaçınmayı talep etmek.

Ancak özellikle dinî veya hukukî bir metin söz konusuysa, yalnızca sözlük anlamıyla yetinmemek gerekir. İfadenin geçtiği cümle, metnin bütünü, tarihsel dönem ve kullanılan terminoloji dikkate alınmalıdır. TDV İslâm Ansiklopedisi'nin “Nehiy” maddesi de kavramın fıkıh usulündeki teknik anlamının, sıradan “yasak” kelimesinden daha özel bir çerçevede ele alındığını açıkça ortaya koyuyor.

Benim bu kelimeyle ilgili en ilginç bulduğum taraf ise şu oldu:

Bazen eski bir kelimeyi anlamaya çalışırken aslında geçmişte insanların dünyayı nasıl düzenlediğini öğreniyoruz.

“Ne yapmalıyım?”

“Ne yapmamalıyım?”

“Bunu kim söylüyor?”

“Neden söylüyor?”

“Bu sözün sınırı nerede?”

“Bu kural başkasının hayatını nasıl etkiliyor?”

Bunlar yalnızca eski hukuk metinlerinin soruları değil.

Bugün aile içinde, okulda, iş yerinde, trafikte, internette ve devlet ile vatandaş arasındaki ilişkilerde de aynı soruların farklı biçimlerini görüyoruz.

Belki de “emir ve nehiy” kavramının bugüne bıraktığı en düşündürücü miras burada.

Bir toplum sadece insanlara ne yapacağını söyleyerek değil, hangi davranışlardan uzak durmaları gerektiğini belirleyerek de kendisini şekillendiriyor.

Ve bazen tek bir “yapma” cümlesinin arkasında koskoca bir tarih, hukuk anlayışı ve toplumsal deneyim bulunabiliyor.

Şimdi merak ettiğim şu:

Günlük hayatımızda bize söylenen “yap” ve “yapma”ların kaçının gerçekten birer kural olduğunu, kaçının ise alışkanlık, gelenek veya kişisel beklenti olduğunu hiç düşündünüz mü?

Belki bir sonraki eski kelimeyi araştırırken cevap yine bir sözlükte başlayacak.

Ama büyük ihtimalle sözlükte bitmeyecek.
 
Üst