En mal insan kim ?

Ela

New member
En Mal İnsan Kim? Zekâ, Karar Verme ve Toplumsal Etkiler Üzerinden Bir Tartışma

En Mal İnsan Kim? Soruyu Biraz Değiştirerek Başlayalım

İnternette “En mal insan kim?” sorusunun cevabı genellikle tek kelimelik oluyor: Bir siyasetçi, bir ünlü, bir arkadaş, eski sevgili ya da sosyal medyada yaptığı tuhaf bir hareketle gündeme gelen herhangi biri. Fakat konuya biraz daha yakından bakınca işin o kadar basit olmadığı görülüyor. Çünkü “mal” dediğimiz şey aslında tek bir özelliğe karşılık gelmiyor. Bazen kötü karar vermeyi, bazen bilgisizliği, bazen düşünmeden hareket etmeyi, bazen de bariz bir hatayı tekrar tekrar yapmayı kastediyoruz.

Asıl ilginç soru şu: Bir insanı gerçekten “mal” yapan şey nedir?

Zekâ mı? Bilgi eksikliği mi? Riskli kararlar almak mı? Duygularına yenilmek mi? Başkalarının etkisinde kalmak mı? Yoksa yanlış yaptığını gördüğü hâlde aynı davranışı sürdürmek mi?

Üstelik bu soruya erkekler ve kadınlar açısından bakarken de çok dikkatli olmak gerekiyor. “Erkekler mantıklıdır, kadınlar duygusaldır” veya bunun tam tersini söylemek bilimsel olarak savunulabilecek kadar basit açıklamalar değil. Araştırmalar bazı ortalama farklılıklar bulsa da, bireyler arasındaki çeşitlilik çoğu zaman cinsiyetler arasındaki ortalama farktan çok daha önemli.

Bu nedenle tartışmayı “hangi cinsiyet daha mal?” seviyesinde bırakmak yerine, insanların hangi koşullarda kötü kararlar verdiğine bakmak daha anlamlı olabilir.

Zekâ ile Aptallık Aynı Şey Değil

İlk karıştırılan nokta zekâ.

Bir insanın düşük zekâya sahip olması ile kötü kararlar vermesi aynı şey değildir. Çok yüksek bilişsel kapasiteye sahip bir insan da yanlış bilgiyle hareket edebilir, önyargılarının esiri olabilir veya kendi çıkarlarına aykırı kararlar verebilir.

Cinsiyetler arasındaki bilişsel farklılıkları inceleyen güncel bir derleme, bazı bilişsel alanlarda ortalama farklılıklar bulunduğunu; ancak biyolojik cinsiyet, toplumsal cinsiyet, hormonlar, kültür ve bireysel deneyimlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Daha somut bir örnek olarak PISA 2022 sonuçlarına bakabiliriz. OECD ülkeleri ortalamasında erkek öğrenciler matematikte kız öğrencilerden 9 puan daha yüksek performans gösterirken, kız öğrenciler okumada erkek öğrencilerden 24 puan daha yüksek performans gösterdi. Fen bilimlerinde ise anlamlı bir cinsiyet farkı bulunmadı.

Bu tablo “erkekler daha zeki” veya “kadınlar daha zeki” sonucunu desteklemiyor. Çünkü ölçülen beceri değiştiğinde tablo da değişiyor.

Türkiye açısından da durum oldukça ilginç. PISA 2022'de Türkiye'de erkekler ve kızlar matematikte ortalama olarak benzer düzeylerdeyken, kızlar okumada erkeklerden 25 puan daha yüksek performans gösterdi. Matematikte düşük performans oranları da birbirine oldukça yakındı.

Dolayısıyla “en mal insan” arıyorsak IQ veya tek bir sınav puanı üzerinden gitmek oldukça yetersiz kalıyor.

Erkeklerin Daha Objektif Olduğu İddiası Ne Kadar Doğru?

Forumlarda sık rastlanan bir görüş, erkeklerin olaylara daha objektif, kadınların ise daha duygusal yaklaştığı yönünde. Bu görüşü olduğu gibi kabul etmek yerine “hangi davranış ölçülüyor?” diye sormak gerekiyor.

Örneğin karar verme araştırmalarında erkeklerin bazı risk alma davranışlarında ortalama olarak daha yüksek skorlar aldığı görülüyor. 277 çalışmadan ve 741 etki büyüklüğünden oluşan kapsamlı bir meta-analizde erkeklerin duyum arama davranışında daha yüksek skor aldığı; kadınların ise cezaya duyarlılık açısından daha yüksek skor gösterdiği bulunmuş. Buna karşılık yürütücü işlevlerin bazı alanlarında anlamlı bir cinsiyet farkı bulunmamış.

Bu çok önemli bir ayrım.

Daha fazla risk almak otomatik olarak daha “mal” olmak değildir. Girişimcilik, spor, yatırım, keşif veya kriz yönetimi gibi alanlarda kontrollü risk almak gerekli olabilir. Fakat aynı davranış trafik, kumar veya güvenliği ciddi biçimde tehdit eden durumlarda kötü sonuç verebilir.

Yani davranışın kendisinden çok, davranış ile koşul arasındaki uyuma bakmak gerekir.

Üstelik 2026'da yayımlanan geniş bir meta-analiz, testosteron ile risk alma arasında genel ve güvenilir bir ilişki bulunmadığını bildirdi. Araştırmacılar risk davranışlarının biyolojik faktörlerin yanı sıra bilişsel, duygusal ve durumsal faktörlerin etkileşimiyle anlaşılması gerektiğini belirtiyor.

Bu da “erkekler biyolojik olarak risk almaya programlıdır” gibi basit açıklamaların yetersiz olduğunu gösteriyor.

Peki Kadınların Daha Duygusal Olduğu İddiası?

Burada da benzer bir problem var.

Duygusal olmak ile mantıksız olmak aynı şey değildir.

Bir kişinin başka insanların duygularını hesaba katması, kararını otomatik olarak kötü yapmaz. Aksine bazı sosyal durumlarda karşı tarafın duygularını okuyabilmek son derece işlevsel olabilir.

Duyguları tanıma konusunda 215 örneklem ve 551 etki büyüklüğünü inceleyen bir meta-analiz, kadınlar lehine küçük bir ortalama fark buldu. Ancak farkın büyüklüğü; hangi duygunun ölçüldüğü, duyguyu gösteren kişinin cinsiyeti, yaş ve kullanılan duyusal yöntem gibi faktörlere göre değişiyordu.

Çocukluk dönemindeki duygu ifadelerini inceleyen başka bir meta-analiz de benzer şekilde çok küçük ortalama farklılıklar buldu. Kızlarda olumlu ve içselleştirilen duygular, erkeklerde ise öfke gibi dışsallaştırılan duygular biraz daha fazla görülüyordu; fakat sonuçların yaşa, sosyal ortama ve görevin niteliğine göre değiştiği belirtildi.

Burada önemli olan nokta şu: Bir kız çocuğunun üzüntüsünü daha rahat göstermesi onun “daha duygusal ve daha az mantıklı” olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde öfkesini daha rahat ifade eden bir erkek de “duygusuz ve objektif” değildir.

Sadece farklı duyguların farklı biçimlerde ifade edilmesi söz konusu olabilir.

Asıl “Malca” Davranış: Veriyi Görüp Yine de Yanlış Karar Vermek

Bence tartışmanın en ilginç kısmı burada başlıyor.

Bir insan hiçbir bilgiye sahip değilse hata yapabilir. Bu her zaman aptallık değildir. Yeni bir durumla karşılaşmış olabilir.

Fakat kişi gerekli bilgiye sahip olduğu hâlde, kendi hatasını defalarca gördüğü hâlde aynı davranışı sürdürüyor ve alternatifleri değerlendirmeyi reddediyorsa, “kötü karar verme” kavramı çok daha anlamlı hâle geliyor.

Örneğin:

Bir yatırımcı sürekli zarar ettiği hâlde yalnızca geçmişte para kazandığı için aynı yöntemi sürdürüyorsa...

Bir sürücü defalarca kaza atlattığı hâlde telefonla araç kullanmaya devam ediyorsa...

Bir insan karşısındaki kişinin güvenilmez olduğunu defalarca deneyimlediği hâlde her seferinde aynı kişiye sorgusuz sualsiz güveniyorsa...
 
Üst