Simge
New member
Bir ürünün birim fiyatının düşük olması, düşük gelirli tüketicinin onu satın almak için yeterli nakde sahip olduğu anlamına gelmez.
WHO ve UNICEF'in 2025 tarihli WASH raporu da su, sanitasyon ve hijyen hizmetlerine erişimde gelir grupları ve bölgeler arasında devam eden eşitsizlikler bulunduğunu gösteriyor. Özellikle düşük gelirli ülkelerde temel hijyen hizmetlerinden yoksun nüfusun arttığı belirtiliyor. Dünya Sağlık Örgütü
Bu nedenle temizlik kâğıdı gibi gündelik ürünleri yalnızca tüketici tercihi üzerinden değerlendirmek, ekonomik eşitsizliklerin gündelik hayattaki etkisini gözden kaçırabilir.
Irk, Etnisite ve Küresel Eşitsizlik Boyutu
Irk ve etnisite meselesi de doğrudan “Papia'nın hangi fabrikada üretildiği” sorusundan çıkarılmamalı. Burada daha geniş bir küresel eşitsizlik çerçevesi kurulabilir.
Hijyen ve sanitasyon hizmetlerine erişim dünya genelinde herkes için eşit değil. UNICEF, özellikle yoksulluk, ayrımcı toplumsal normlar ve temel hizmetlere erişim eksikliğinin kadınların ve kız çocuklarının hijyen ihtiyaçlarını karşılamasını zorlaştırdığını belirtiyor. Bu sorunların yoksul gruplar, bazı etnik topluluklar, mülteciler ve engelli kişiler açısından daha ağır yaşanabildiğine dikkat çekiliyor. UNICEF Global
Burada “ırk” kavramını Türkiye'deki günlük kullanımından farklı olarak küresel eşitsizlik bağlamında düşünmek gerekiyor. Dünyanın farklı bölgelerinde etnik kimlik, göçmenlik statüsü, yoksulluk ve coğrafi konum birbirleriyle kesişebiliyor.
Örneğin bir ülkede kaliteli hijyen ürünlerinin yaygın olması, dünyanın başka bir bölgesinde yaşayan insanların benzer ürünlere aynı ölçüde erişebildiği anlamına gelmez.
Üstelik küresel üretim zincirlerinde ürünlerin üretildiği, taşındığı, satıldığı ve tüketildiği yerler birbirinden farklı olabilir. Bu nedenle “ürün nerede üretiliyor?” sorusu aynı zamanda “üretimden elde edilen ekonomik değer hangi bölgelerde yoğunlaşıyor?” sorusuna da kapı açar.
Hijyen Bir Lüks Değil, Temel Bir İhtiyaç
Tuvalet kâğıdı hakkında konuşurken bazen hijyenin ekonomik bir ayrıcalık gibi algılanmasına alışıyoruz. Oysa hijyen temel yaşam koşullarının bir parçası.
UNICEF, dünya genelinde menstruasyon yaşayan 1,8 milyar insan bulunduğunu ve milyonlarca kişinin bunu sağlıklı ve onurlu biçimde yönetmek için gerekli malzeme ve koşullara erişemediğini belirtiyor. Sorunun yalnızca ürün fiyatından değil; yoksulluk, toplumsal normlar, damgalama ve altyapı eksikliklerinden kaynaklandığı vurgulanıyor. UNICEF Global
Bu durum kadınların deneyimlerini anlamak açısından özellikle önemli. Çünkü hijyen ürünleri ve sanitasyon hizmetleri bulunmadığında bunun eğitim, çalışma hayatı, hareket özgürlüğü ve sosyal yaşama katılım üzerinde sonuçları olabiliyor.
Ama yine burada kadınları yalnızca “mağdur” olarak görmek yerine, sosyal yapılar karşısında farklı biçimlerde hareket eden insanlar olarak değerlendirmek gerekiyor. Kadınlar yalnızca eşitsizliğin etkilerini yaşayan kişiler değil; aynı zamanda aile içinde karar alan, çalışma hayatında yer alan, tüketim tercihleri yapan, sendikal mücadele veren ve toplumsal normları değiştiren aktörlerdir.
Papia'nın Üretiminden Tüketimine: Görünmeyen Zincir
Bir Papia paketini marketten aldığımızda aslında çok uzun bir zincirin son halkalarından birine dokunuyoruz.
Hammadde.
Enerji.
Makine.
Fabrika işçileri.
Mühendisler.
Depo çalışanları.
Nakliye çalışanları.
Market çalışanları.
Kasiyerler.
Evde alışverişi planlayan kişi.
Ve nihayet ürünü kullanan insanlar.
Hayat Kimya, Mersin tesisindeki üretimin otomasyon sistemleriyle yürütüldüğünü ve fabrikanın küresel üretim ağıyla bağlantılı çalıştığını açıklıyor. Hayat
Bu bize modern üretimin önemli bir özelliğini hatırlatıyor: Tüketicinin gördüğü şey ürünün kendisi; ürünün arkasındaki emek ilişkilerinin büyük kısmı ise görünmez.
Toplumsal cinsiyet ve sınıf analizi tam da bu noktada anlam kazanıyor. Çünkü ekonomik değer yalnızca fabrikada üretilmiyor. Evde yapılan ücretsiz bakım ve temizlik emeği de yaşamın devam etmesini sağlıyor.
Üstelik bu emek çoğu zaman ücretlendirilmediği için ekonomik istatistiklerde de olduğundan daha az görünür hâle geliyor.
Kişisel Deneyim ile Araştırma Arasındaki Fark
Bu yazıdaki kişisel yaklaşımım, gündelik bir tüketim nesnesinin arkasındaki emeği ve sosyal ilişkileri sorgulamak üzerine kurulu. Burada aktardığım kişisel değerlendirmeler herhangi bir saha araştırmasının sonucu değil; gündelik yaşam üzerine yapılan gözlemlerin ve toplumsal eşitsizlik araştırmalarının birlikte düşünülmesinden oluşuyor.
Papia'nın üretim yerleri konusunda ise kişisel gözlem yerine doğrudan üretici şirketin yayımladığı bilgiler temel alındı. Hayat Kimya'nın resmi kaynakları Kocaeli'ndeki temizlik kâğıdı üretiminin 2006'da başladığını ve Mersin'de de temizlik kâğıdı üretimi gerçekleştirildiğini doğruluyor. Hayat+1
Toplumsal cinsiyet, bakım emeği, sanitasyon ve eşitsizlik konusunda ise ILO, UN Women, WHO ve UNICEF gibi kurumların araştırmalarına başvuruldu.
Bu ayrımı özellikle önemli buluyorum. Çünkü “ben böyle gördüm” ile “araştırmalar bunu gösteriyor” aynı bilgi türü değildir.
Asıl Tartışma: Bir Tuvalet Kâğıdı Paketine Baktığımızda Ne Görüyoruz?
Papia'nın Türkiye'deki üretim geçmişinin Kocaeli'ne dayandığını, Mersin'de de önemli bir temizlik kâğıdı üretim tesisi bulunduğunu biliyoruz. Fakat bence asıl tartışma bundan sonra başlıyor.
Bir market rafındaki ürün, ekonomik sistemin küçük bir özeti gibi okunabilir.
Kim üretiyor?
Kim satın alıyor?
Kim evde neyin eksildiğini fark ediyor?
Kim temizlik yapıyor?
Kim bakım veriyor?
Kim bu ürünün parasını ödeyebiliyor?
Kim daha ucuz ürüne yönelmek zorunda kalıyor?
Ve bütün bunların arkasında hangi toplumsal normlar var?
Kadınların ev içindeki görünmeyen emeğini konuşurken onları tek bir deneyime indirgememek, erkekleri de tek bir davranış kalıbına sıkıştırmamak gerekiyor. Aynı şekilde sınıf, gelir, yaş, engellilik, göçmenlik ve etnik kimlik gibi faktörlerin birbirinden bağımsız olmadığını da hesaba katmak gerekiyor.
Belki de sıradan bir tuvalet kâğıdı paketinin bize öğrettiği en önemli şey şu: Gündelik hayat gerçekten de “gündelik” değildir. En sıradan tüketim davranışlarının arkasında bile emek, para, toplumsal normlar ve güç ilişkileri bulunabilir.
Forumda tartışmayı şu sorular üzerinden sürdürmek ilginç olabilir:
- Evde temizlik ve hijyen ürünlerinin takibini genellikle kim yapıyor ve bunun nedeni sizce bireysel tercih mi, toplumsal alışkanlık mı?
- “Ev işine yardım etmek” ile “ev işinin sorumluluğunu paylaşmak” arasında sizce ne fark var?
- Büyük paket almak ekonomik açıdan daha avantajlı olsa bile, düşük gelirli aileler için toplam ödeme miktarı nasıl bir engel oluşturuyor?
- Bir ürünün Türkiye'de üretilmesi, tüketicinin o ürünün üretim koşullarına dair daha fazla bilgi sahibi olması gerektiği anlamına gelir mi?
- Hijyen ürünlerine erişimi yalnızca bireysel tüketim gücü üzerinden değerlendirmek yeterli mi?
- Sizce şirketler üretim yerlerini, çalışma koşullarını ve tedarik zincirlerini tüketiciye ne ölçüde açıklamalı?
- Bir market ürününün fiyatını değerlendirirken, o ürünün arkasındaki görünmeyen emeği hiç hesaba katıyor muyuz?
Kaynak notu: Üretim ve şirket bilgileri Hayat Kimya'nın resmi kurumsal kaynaklarından; toplumsal cinsiyet ve bakım emeğine ilişkin veriler ILO ve UN Women'dan; hijyen, sanitasyon ve eşitsizlik verileri WHO ve UNICEF'ten alınmıştır. UNICEF Global+6Hayat+6Hayat+6
WHO ve UNICEF'in 2025 tarihli WASH raporu da su, sanitasyon ve hijyen hizmetlerine erişimde gelir grupları ve bölgeler arasında devam eden eşitsizlikler bulunduğunu gösteriyor. Özellikle düşük gelirli ülkelerde temel hijyen hizmetlerinden yoksun nüfusun arttığı belirtiliyor. Dünya Sağlık Örgütü
Bu nedenle temizlik kâğıdı gibi gündelik ürünleri yalnızca tüketici tercihi üzerinden değerlendirmek, ekonomik eşitsizliklerin gündelik hayattaki etkisini gözden kaçırabilir.
Irk, Etnisite ve Küresel Eşitsizlik Boyutu
Irk ve etnisite meselesi de doğrudan “Papia'nın hangi fabrikada üretildiği” sorusundan çıkarılmamalı. Burada daha geniş bir küresel eşitsizlik çerçevesi kurulabilir.
Hijyen ve sanitasyon hizmetlerine erişim dünya genelinde herkes için eşit değil. UNICEF, özellikle yoksulluk, ayrımcı toplumsal normlar ve temel hizmetlere erişim eksikliğinin kadınların ve kız çocuklarının hijyen ihtiyaçlarını karşılamasını zorlaştırdığını belirtiyor. Bu sorunların yoksul gruplar, bazı etnik topluluklar, mülteciler ve engelli kişiler açısından daha ağır yaşanabildiğine dikkat çekiliyor. UNICEF Global
Burada “ırk” kavramını Türkiye'deki günlük kullanımından farklı olarak küresel eşitsizlik bağlamında düşünmek gerekiyor. Dünyanın farklı bölgelerinde etnik kimlik, göçmenlik statüsü, yoksulluk ve coğrafi konum birbirleriyle kesişebiliyor.
Örneğin bir ülkede kaliteli hijyen ürünlerinin yaygın olması, dünyanın başka bir bölgesinde yaşayan insanların benzer ürünlere aynı ölçüde erişebildiği anlamına gelmez.
Üstelik küresel üretim zincirlerinde ürünlerin üretildiği, taşındığı, satıldığı ve tüketildiği yerler birbirinden farklı olabilir. Bu nedenle “ürün nerede üretiliyor?” sorusu aynı zamanda “üretimden elde edilen ekonomik değer hangi bölgelerde yoğunlaşıyor?” sorusuna da kapı açar.
Hijyen Bir Lüks Değil, Temel Bir İhtiyaç
Tuvalet kâğıdı hakkında konuşurken bazen hijyenin ekonomik bir ayrıcalık gibi algılanmasına alışıyoruz. Oysa hijyen temel yaşam koşullarının bir parçası.
UNICEF, dünya genelinde menstruasyon yaşayan 1,8 milyar insan bulunduğunu ve milyonlarca kişinin bunu sağlıklı ve onurlu biçimde yönetmek için gerekli malzeme ve koşullara erişemediğini belirtiyor. Sorunun yalnızca ürün fiyatından değil; yoksulluk, toplumsal normlar, damgalama ve altyapı eksikliklerinden kaynaklandığı vurgulanıyor. UNICEF Global
Bu durum kadınların deneyimlerini anlamak açısından özellikle önemli. Çünkü hijyen ürünleri ve sanitasyon hizmetleri bulunmadığında bunun eğitim, çalışma hayatı, hareket özgürlüğü ve sosyal yaşama katılım üzerinde sonuçları olabiliyor.
Ama yine burada kadınları yalnızca “mağdur” olarak görmek yerine, sosyal yapılar karşısında farklı biçimlerde hareket eden insanlar olarak değerlendirmek gerekiyor. Kadınlar yalnızca eşitsizliğin etkilerini yaşayan kişiler değil; aynı zamanda aile içinde karar alan, çalışma hayatında yer alan, tüketim tercihleri yapan, sendikal mücadele veren ve toplumsal normları değiştiren aktörlerdir.
Papia'nın Üretiminden Tüketimine: Görünmeyen Zincir
Bir Papia paketini marketten aldığımızda aslında çok uzun bir zincirin son halkalarından birine dokunuyoruz.
Hammadde.
Enerji.
Makine.
Fabrika işçileri.
Mühendisler.
Depo çalışanları.
Nakliye çalışanları.
Market çalışanları.
Kasiyerler.
Evde alışverişi planlayan kişi.
Ve nihayet ürünü kullanan insanlar.
Hayat Kimya, Mersin tesisindeki üretimin otomasyon sistemleriyle yürütüldüğünü ve fabrikanın küresel üretim ağıyla bağlantılı çalıştığını açıklıyor. Hayat
Bu bize modern üretimin önemli bir özelliğini hatırlatıyor: Tüketicinin gördüğü şey ürünün kendisi; ürünün arkasındaki emek ilişkilerinin büyük kısmı ise görünmez.
Toplumsal cinsiyet ve sınıf analizi tam da bu noktada anlam kazanıyor. Çünkü ekonomik değer yalnızca fabrikada üretilmiyor. Evde yapılan ücretsiz bakım ve temizlik emeği de yaşamın devam etmesini sağlıyor.
Üstelik bu emek çoğu zaman ücretlendirilmediği için ekonomik istatistiklerde de olduğundan daha az görünür hâle geliyor.
Kişisel Deneyim ile Araştırma Arasındaki Fark
Bu yazıdaki kişisel yaklaşımım, gündelik bir tüketim nesnesinin arkasındaki emeği ve sosyal ilişkileri sorgulamak üzerine kurulu. Burada aktardığım kişisel değerlendirmeler herhangi bir saha araştırmasının sonucu değil; gündelik yaşam üzerine yapılan gözlemlerin ve toplumsal eşitsizlik araştırmalarının birlikte düşünülmesinden oluşuyor.
Papia'nın üretim yerleri konusunda ise kişisel gözlem yerine doğrudan üretici şirketin yayımladığı bilgiler temel alındı. Hayat Kimya'nın resmi kaynakları Kocaeli'ndeki temizlik kâğıdı üretiminin 2006'da başladığını ve Mersin'de de temizlik kâğıdı üretimi gerçekleştirildiğini doğruluyor. Hayat+1
Toplumsal cinsiyet, bakım emeği, sanitasyon ve eşitsizlik konusunda ise ILO, UN Women, WHO ve UNICEF gibi kurumların araştırmalarına başvuruldu.
Bu ayrımı özellikle önemli buluyorum. Çünkü “ben böyle gördüm” ile “araştırmalar bunu gösteriyor” aynı bilgi türü değildir.
Asıl Tartışma: Bir Tuvalet Kâğıdı Paketine Baktığımızda Ne Görüyoruz?
Papia'nın Türkiye'deki üretim geçmişinin Kocaeli'ne dayandığını, Mersin'de de önemli bir temizlik kâğıdı üretim tesisi bulunduğunu biliyoruz. Fakat bence asıl tartışma bundan sonra başlıyor.
Bir market rafındaki ürün, ekonomik sistemin küçük bir özeti gibi okunabilir.
Kim üretiyor?
Kim satın alıyor?
Kim evde neyin eksildiğini fark ediyor?
Kim temizlik yapıyor?
Kim bakım veriyor?
Kim bu ürünün parasını ödeyebiliyor?
Kim daha ucuz ürüne yönelmek zorunda kalıyor?
Ve bütün bunların arkasında hangi toplumsal normlar var?
Kadınların ev içindeki görünmeyen emeğini konuşurken onları tek bir deneyime indirgememek, erkekleri de tek bir davranış kalıbına sıkıştırmamak gerekiyor. Aynı şekilde sınıf, gelir, yaş, engellilik, göçmenlik ve etnik kimlik gibi faktörlerin birbirinden bağımsız olmadığını da hesaba katmak gerekiyor.
Belki de sıradan bir tuvalet kâğıdı paketinin bize öğrettiği en önemli şey şu: Gündelik hayat gerçekten de “gündelik” değildir. En sıradan tüketim davranışlarının arkasında bile emek, para, toplumsal normlar ve güç ilişkileri bulunabilir.
Forumda tartışmayı şu sorular üzerinden sürdürmek ilginç olabilir:
- Evde temizlik ve hijyen ürünlerinin takibini genellikle kim yapıyor ve bunun nedeni sizce bireysel tercih mi, toplumsal alışkanlık mı?
- “Ev işine yardım etmek” ile “ev işinin sorumluluğunu paylaşmak” arasında sizce ne fark var?
- Büyük paket almak ekonomik açıdan daha avantajlı olsa bile, düşük gelirli aileler için toplam ödeme miktarı nasıl bir engel oluşturuyor?
- Bir ürünün Türkiye'de üretilmesi, tüketicinin o ürünün üretim koşullarına dair daha fazla bilgi sahibi olması gerektiği anlamına gelir mi?
- Hijyen ürünlerine erişimi yalnızca bireysel tüketim gücü üzerinden değerlendirmek yeterli mi?
- Sizce şirketler üretim yerlerini, çalışma koşullarını ve tedarik zincirlerini tüketiciye ne ölçüde açıklamalı?
- Bir market ürününün fiyatını değerlendirirken, o ürünün arkasındaki görünmeyen emeği hiç hesaba katıyor muyuz?
Kaynak notu: Üretim ve şirket bilgileri Hayat Kimya'nın resmi kurumsal kaynaklarından; toplumsal cinsiyet ve bakım emeğine ilişkin veriler ILO ve UN Women'dan; hijyen, sanitasyon ve eşitsizlik verileri WHO ve UNICEF'ten alınmıştır. UNICEF Global+6Hayat+6Hayat+6